Jiyanmedya

En Yeni Paylaşım Platformu


Maksim gorki kimdir?

avatar
admin

Mesaj Sayısı : 622
Kayıt tarihi : 12/03/13

Maksim gorki kimdir? Empty Maksim gorki kimdir?

Mesaj tarafından admin Bir Paz Mart 17, 2013 7:17 pm

Dünya ölçüsünde büyük bir
yazar olan
Maksim Gorki, 28 Mart 1868
tarihinde
, bugün «Gorki» adını taşıyan Nijni-Novgorod
şehrinde doğdu.
Asıl adı Aleksey Maksimoviç Peşkov'du.


Bir mobilya işçisi olan babasını, dört yaşında iken kaybetti.

Bu durum karşısında o zamanlar bir boya imalâthanesi olan dedesi
Kaşirine'e sığındı. Yedi yaşına gelince onu, bir sanat okuluna verdiler. Ama
okul kayıtlarına göre, «fukaralığından ötürü» beş ay sonra okuldan ayrılmak
zorunda kaldı. Bir daha da okul yüzü görmedi. Bu sıralarda annesi veremden öldü.
Dedesinin işleri de bozulduğu için, Gorki daha sekiz yaşlarında iken hayata
atılmak zorunda kaldı.Gorki'nin çocukluğu, kaba, cahil, sert bir takım
insan¬ların çevresinde geçti.
Gorki çocukluğunun bu
acı gün¬lerini, dünya edebiyatına birer klâsik eser olarak giren «Çocukluğum»
(1913) ve «Ekmeğimi Kazanırken» (1916) adlı eserlerinde bütün ayrıntılarıyla
anlatır.

Gorki'nin baştanbaşa acı ve yoksulluk içinde geçen
çocukluk hayatının biricik avuntusu büyük annesi Akulina İvanovna'dır. Gorki'yi
sonsuz bir sevgi ile seven, onu anla¬yan, onu koruyan ve kayıran biricik insan,
bu duygulu, bu iyi yürekli kadındı.Gorki, ninesine olan sevgisinin derinliğini,
«Ekmeğimi Kazanırken» ve «Benim Üniversitelerim» (1923) adlı eserlerinde çok
güzel belirtmiştir.
Gorki'yi, on yaşında, bir kundura mağazasına çırak olarak
verdiler. Ama ellerini kaynar çorba ile haşladığı için buradan ayrılarak yeniden
ninesinin yanına dönmek zo¬runda kaldı. Elleri iyileşince, uzak akrabalarından
bir mi¬marın yanına çırak olarak girdi. Gorki mimarın evinde, düpedüz
hizmetçilik etti. Bu ağır iş şartlarına ancak bir yıl dayanabildi. Oradan
kaçarak Volga'da işleyen gemilerden birinde aşçı yamaklığı ve bulaşıkçılık etti.
Gemiden ayrı¬lınca, bir süre başıboş dolaştı.
Kuş avcılığı ile hayatını
ka-zanmağa çalıştı. Sonra, yeniden mimarın yanına girdi. Oradan ayrılınca, bir
İkon atölyesine kapılandı. Kutsal resim¬ler (İkonlar) satan bir mağazada
tezgâhtar yamaklığı etti. Üçüncü defa olarak yine mimarın yanına girdi. İnşaat
işlerinde mimara yardım etti.Gorki, bütün bu ağır iş şartlarına bakmadan, fırsat
buldukça okudu.
Bu yüzden başına olmayacak işler geldi. Onda bu okuma aşkı,
ölünceye kadar kendisini bırakmadı.İçini bir kurt gibi kemiren bu okuma tutkusu
Gorki'yi nihayet Kazan şehrine sürükledi. 1884 yılında, bir arkada¬şının
teşvikiyle, Üniversiteye girmek üzere Kazan şehrine gitti. Ama Üniversiteye
giremiyen Gorki, Kazan'da hayat denilen yüksek üniversitenin bütün
fakültelerinden geçti. Gorki, hayatının bu bölümünü «Benim Üniversitelerim»
(1923) adlı eserinde bütün ayrıntılarıyla anlatır.Gorki, Kazan'da bir süre
çeşitli fırınlarda çalıştı.
1888 yılında, yine bu şehirde, Romas adlı bir
halkçı-devrimci ile tanıştı. Bunun teşvikiyle, köylüler arasında çalışmak ve
onları aydınlatmak üzere Volga nehri kıyısındaki Krasnovidovo köyüne gitti.
Burada, Rus köylüsünün hayatını yakından incelemek fırsatını buldu.Gorki,
hayatının bu döneminde, Hazer Denizi kıyılarına kadar gitti.
Orada bir
balıkçı dalyanına girdi. Bir ara¬lık şimendifer bekçiliği, sonra da kantar
memurluğu yaptı.1889 yılında Nijni-Novgorod'da devrimci çalışmaların¬dan ötürü
ilk defa tutuktandı. Yine bu sıralarda, devrin ta¬nınmış yazarlarından Korolenko
ile tanıştı. Korolenko'ya, o zamanlar yazmış olduğu «İhtiyar Meşenin Şarkısı»
adlı şiirini okudu. Korolenko yazıyı beğenmedi, düşüncesini de Gorki'ye açıkça
söylemekten çekinmedi.
Gorki bunun etkisiyle, iki yıl eline kalem
almadı.Gorki bu sıralarda Lapin adlı bir avukatın yanında sek¬reter olarak
çalışıyordu. Gorki, hatıralarında bu avukattan sevgi ve saygı ile söz eder,
öğrendiği şeylerden bir çoğunu bu zata borçlu olduğunu söyler.1892 yılı 25
Eylülünde Tiflis'de çıkmakta olan «Kaf¬kas» adlı gazetede, «Makar Çudra» adlı
bir hikâyesini yayınladı. Gorki'nin edebiyat çalışmalarına başlangıç olarak bu
tarih kabul edilir.
Büyük yazar, ilk defa bu
hikâyesinde, onu dünya edebiyatında ölümsüzleştiren «Gorki» takma adını
kullandı.Gorki,
1901 yılında, Çehov'la tanıştı. 1902 yılı 23
Martında ise «Moskova Sanat Tiyatrosu»nda «Küçük Burju-valar» piyesi oynandı.
Piyes büyük bir başarı sağladı. Aynı yılın Nisan ayında da «Ayak Takımı
Arasında» adlı eseri oynandı. Bunu izleyen yıllar içinde Gorki'nin en,güzel
eserleri birbirini kovalamağa, şöhreti de gün geçtikçe büyümeğe başladı.

1906'da «Ana» romanı, 1913'de «Çocukluğum», 1916'da «Ekmeğimi Kazanırken»,
1923'de «Benim Üniver¬sitelerim» gibi eserleri; 1925'de «Artamanov'lar» 1926'da
ise en büyük romanı olan «Klim Samgin'in Hayatı»nın birinci cildi
çıktı.Gorki'nin ne kadar çabuk ün saldığını, eserlerinin çıkar çıkmaz ne kadar
çabuk başka dillere çevrildiğini daha iyi anlayabilmemiz için, şu küçük noktayı
belirtmemiz yeter:
Dünya çapında meşhur bir romancı olan Turgenyev" in en
ünlü eseri olan «Babalar ve Çocuklar» (1860), çıkı¬şından 77 yıl sonra, 1937'de;
Dostoyevski'nin ise «Suç ve Ceza», «Karamazof Kardeşler»", «Budala» gibi
şaheserleri, çıkışlarından ancak 60-70 yıl sonra dilimize çevrildikleri halde,
Gorki'nin «Ana» romanı 1906-1907 yıllarında yayımlanmış, hemen iki yıl sonra da,
yani 1909 yılında Türkçeye çevrilerek, Tanin gazetesinde tefrika edildikten
sonra kitap halinde çıkmıştır.
Gorki'nin kitap halinde
çıkmış ilk eseri olan iki ciltlik hikâyeleri, 1898 tarihini taşıdığına göre, bu
büyük yazarın bize kadar gelebilmesi için, ancak 10 yılık bir zaman geçmesi
yetmiştir. Halbuki Turgenyev ile Dostoyevski, Gorki'nin 10 yılda aldığı yolu,
ancak 40-60 yıl içinde alabilmişlerdir.

Gorki'nin eserlerinde göze
çarpan sosyal yön, olay kişileriyle sosyal şartlar arasında çelişme ve
çatışmadır. Gorki'nin bütün sosyal şartlara, kendi istek ve eğilimlerine göre
bir yön vermeye çalışmalarıdır.Gorki'nin eserlerinde bu sosyal yön üç türlü
belirtilmiştir; a) Masallar ve efsaneler, b) Gazete makaleleri, c) Nihayet
olayların realistçe açıklanması ve hikâyesi biçiminde.
a) Gorki ilk
yazılarını tercihan masal ve efsaneler bi¬çiminde yazmıştır. Yazarın dilimize de
çevrilmiş olan “Stepte” eserindeki (Kocakarı izergil, Makar Çudra, Şahin Üzerine
Türkü, Han ve Oğul) gibi masal ve efsanelerde gö¬rüldüğü üzere içinde yaşanılan
acı gerçeğe karşı, idealize edilmiş bir gerçek çıkarılmıştır. İçinde yaşanılan
hayatta realize edilemeyen, gerçekleştirilemeyen istekler, idealize edilmiş bir
hayatta gerçekleştirilmiş gibi gösterilmiştir.
Gorki'nin bu tip
eserlerindeki bütün kişilerde göze çarpan şu özellik var: Güçlü insanlar
zayıflara, serbest ve bağımsız insanlar kölelere; mağrur insanlar alçalmıs
in¬sanlara karşı konmuştur.Gorki'nin başıboş insanların, serserilerin hayatım
tasvir ettiği Malva, Çelkaş, Konovalov, Yol Arkadaşım gibi hikâyelerinde de aynı
hali görmekteyiz! Bu hikâyelerin kişileri de «olağanüstü» insanlardır.Hiç şüphe
yok ki Gorki, bu çeşit eserlerinde romantik-tir. Ama Gorki'nin bu romantizminde,
geçmişe, geriye dö¬nüşten çok, ileriye, iyiye ve güzele bir akış
vardır.
Gorki'nin birçok eserlerinde, içinde yaşadığı
gerçek ve sıkıcı hayatı, hayal gücüyle daha çekici bir hale getiren, hayale
tapan kişilere de rastlıyoruz
. Hayali cennet¬ler yaratmak, hayal
gücüyle daha geçici hayat şartları yaratmak, içinde yaşanılan kötü şartlara
karşı bir mücadele vasıtası olmasa bile bir avuntudur.
Nitekim bu hayali
cennetlere rağmen kötü hayat şartları yine olanca ağırlığıyla devam etmektedir.
Kısa bir zaman sonra hayat kanunları, bütün ağırlığıyla kendilerini duyurmağa
başlıyacaklardır. Biraz olsun avunmak için bu hayalî cennetler belki faydalıdır,
ama bunlar kötü hayat şartlarını büsbütün yok eden ilâç değildir.
Gerçek
hayatı yalancı hayalî bir hayatla değiştirmeğe çalışmak, olsa olsa, âciz, güçsüz
insanların işidir.Gorki'nin «Boles» hikâyesindeki Teraza'sı bu çeşit insanlardan
biridir. Bu muhayyel hayatın filozofları, vaizleri de vardır. Meselâ «Ayak
Takımı Arasında»ki Lenka bunun güzel bir örneğini teşkil eder.
b) Ama Gorki,
masal ve efsaneler içinde canlandırı¬lan hayali cennetlerle yetinemezdi. Bunun
için daha başkayollara da başvurmak gerekiyordu. İşte bu yollardan biri de
gazete makaleleri ve gazete fıkralarıdır. Burada kişiler yok, gerçekler vardır.
«9 Ocak», «Amerika'da», «Rus Ma¬salları» bu çeşit yazılardır. Gorki bu çeşit
eserlerde hayatı açıkça mahkûm etmektedir.
c) Gorki'nin insanla sosyal
şartlar arasındaki çeliş¬meyi ve anlaşmazlığı belirtmek için çok başvurduğu yol,
doğrudan doğruya olayların gerçekçi bir metodla hikâye¬sidir. Gorki'nin eserleri
çoğunlukla bu biçimde yazılmıştır. «Foma Gordayev», «Üç Kişi», «Ana», «Matyev
Kojemyakin'in Hayatı», «Benim Üniversitelerim», «Klim Samgin'in Hayatı» gibi
romanları bu çeşit eserlerden sayılmaktadır. Gorki'nin, sayıları 10-15'i buian
tiyatro eserlerini de bu türe sokmak kabildir.
Kaynak:
edebiyatsanat.com

    Forum Saati Perş. Ara. 12, 2019 4:36 am